Onların gözleri vardır, fekat onlarla göremezler.

Bir gün müşrikler, Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” yanına geldiler. Eğer sen peygamberlik da’vâsında doğru isen, ayı ikiye ayır da görelim, dediler. Eğer ayı ikiye bölersem îmân eder misiniz, buyurdu. Evet îmân ederiz, dediler. O sırada ayın ondördüncü gecesi idi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Allahü teâlâya düâ etdi, o ânda ay ikiye ayrıldı. Bir parçası Ebû Kubeys dağı üzerinde, diğer parçası da başka bir dağın üzerinde idi. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” müşrikleri birer birer adlarıyla çağırarak, ey filan, ey filan gördünüz mü, buyurdu. Fekat müşrikler, Muhammed bize sihr yapdı dediler.

Sonra dediler ki, etrâfdan gelen misâfirlere soralım, eğer biz de gördük derlerse doğrudur. Her misâfire sordular. Onlar da biz de sizin gördüğünüz gibi ayı ikiye bölünmüş hâlde gördük, dediler. Ayın ikiye ayrıldığını görmüşlerdi. Fekat hakîkati görememişlerdi. Allahü teâlâ [A’râf sûresi 179.cu âyetinde meâlen] (Onların gözleri vardır, fekat onlarla göremezler) buyurdu.